Gerisini çocuklar çözer.

ekran-resmi-2017-02-20-10-34-59Tasarım anlayışı, tasarımı yaratanla mı, yoksa hedef kitlesi ile mi ilgili bir meseledir? Yani tasarımı, onu yaratanın özgün düşüncesi mi ortaya koyar, yoksa hedef kitlenin tasarımın yapıldığı yönde olan beklentisi mi?

“Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıkar” sorusu kadar karmaşık olan bu konu, aslında tek bir bakış açısı ortaya konularak cevaplanabilir. Buradaki cevap toplumun yapısında yatar. Zira tasarımı, öncelikle şüphesiz onu yaratanın özgün düşüncesi ortaya çıkarır; ama hedef kitlenin tasarımın yapıldığı yönde beklentisi değil de, karşılama düzeyi önem arz eder. Bu bağlamda, hem tasarımcının, hem de hedef kitlenin aynı anda içinde olduğu küme toplumun kendisidir.

Geçen bayram tatilinde gittiğim İngiltere’de, Tyrrells cipsleri dikkatimi çekti. Gerek birbirinden ilginç ürün gamı çeşitliliği ve gerekse bu çeşitliliğin ambalajlara yansıma şekli yaratıcılık sınırlarını zorlayıcı seviyede. “El yapımı İngiliz cipsi” kimliğiyle pazarlanan Tyrrells cipleri, yenilikçi ürünlerinin yanında esprili ambalajları ile de farkındalık yaratıyor. Tyrrells, katkı maddesi konusundaki hassasiyetini, lezzetini ve bol çeşitli ürünlerini marka vaadi olarak belirlemiş. İsmi konusunda Game of Thrones’da House Tyrell mensubu eciş bücüş aileden mi esinlenmiş bilemem, ama ürünlerinin ve ambalajının öyle olmadığı kesin. Marketlerde cips raflarını bienale çeviren markanın tadı da ambalajından aşağıda değil. Markanın yenilikçi ürün anlayışını ise şu örnekle anlatabilirim: Tyrrells, turp ve havuçtan olağanüstü lezzette cipsler üretiyor.

https://www.tyrrellscrisps.co.uk

Peki, yukarıdaki linkte görebileceğiniz birbirinden heyecan verici ürün ve ambalaj, tekrar yazımın başındaki soruya dönersek, tasarımı yaratanın özgün düşüncesi ile mi ortaya konulmuştur, yoksa hedef kitlenin yenilikçi tasarımları karşılama düzeyiyle mi?

Cevap yine aynı. Şüphesiz ikisiyle de. Yani hem bu ürün ve ambalaj tasarımlarını hayal edecek zihne, hem de yenilikçi yaklaşımları karşılama seviyesi yüksek bir hedef kitleye ihtiyacınız var. Bu ikisi olmadan yenilikçi ürün ve tasarım fikri yürüyemez. Böyle bir toplumsal yapı olmadan, ne tasarım ne de tasarımı beğenecek hedef kitleniz olabilir. Özetle, üniversite yaşına gelen öğrencilere tasarım ya da yenilikçiliğe pozitif yaklaşım öğretmeye çalışmakla olmaz. Son tahlilde, ana okulundan başlayan bir süreci yönetemiyorsanız, çok geç!

Hatta, büyüklerinden “olmamış”, “yerine otur”, “öyle olmaz” söylemlerini duyarak hayatı tanımlamaya çalışan çocuklardan, ne yaratıcı ürün ve ambalaj çıkar, ne de yenilikçiliği karşılama düzeyi yüksek bir hedef kitle. Üstelik bu sadece bize ait bir sorunsal da değil, dünyanın sorunsalıdır.

Bu çerçevede TED tarihinin en iyi konuşmalarından birini “Okullar yaratıcılığı öldürüyor mu?” başlığı ile Sir Ken Robinson yapmıştır. Aşağıdaki linkte yer alan konuşmada, Sir Robinson’ın Shakespeare’in İngilizce hocasını değerlendirdiği yer oldukça manidardır. Shakespeare’in bir zamanlar İngilizce dersine katılan küçük bir çocuk olduğunu hayal ediyor ve “Öyle konuşma William”, “Bu cümleyi böyle kuramazsın William”, “O kelime öyle söylenmez William” diyerek bir yere varamazsınız demeye getiriyor Robinson.

Yaratıcılığın önünü açmak isteyen iş adamlarının, öğretmenlerin, anne ve babalarının dikkat etmeleri gereken de bu. Üstelik bir şey yapmalarına da gerek yok. Sadece neyi yapmamaları gerektiğini bilmeleri fazlasıyla yeterli. Gerisini çocuklar çözer.

https://www.ted.com/talks/ken_robinson_says_schools_kill_creativity