Strateji, Taktik, Yaratıcılık, Planlama Ve Daha Pek Çok Güzel Şey.

 

ekran-resmi-2016-10-03-14-37-00

Kartacalı komutan ve devlet adamı Hannibal Barca, Alpleri aşmak için “Ya yeni bir yol bulacağız, ya da yeni bir yol yapacağız” derken, stratejiden mi, yoksa taktiksel planlardan mı bahsediyordu?

Kanımca, dünya tarihinin en büyük komutanlarından biri olarak kabul edilen bu büyük deha, bu cümlesiyle taktiksel planları kast ediyordu. Çünkü Hannibal’in stratejisi Roma’yı dize getirmek üzerineydi. Alpleri geçmek ise, bu bütünsel stratejinin bileşenlerinden sadece biriydi ve dolayısıyla stratejinin bu bileşene yansıması olarak taktiksel bir plandı.

Bana göre, stratejiyi tanımlayacak en anlamlı cümle “Vizyona giden yolda başarıyı sağlayacak, birbiriyle bağlantılı eylemler bütünüdür” şeklinde yazılabilir.

Bu eylemler bütününü stratejik bakış açısı olarak hayatın her alanında kabul edebiliriz. Marka yönetiminden kişisel kariyere, sanattan eğitime kadar pek çok alanda makro bakış açısı olarak kullanılan bir eylemler bütünü olarak görebiliriz.

Hayatın her alanında ölçülebilir bir başarı elde etmek isteniyorsa, ortada bir strateji ya vardır, ya yoktur. Aslında stratejisi olan yaklaşımı da, olmayan yaklaşımı da kendi mantığı açısından anlamak mümkün. Çünkü strateji sahibi olmadan da, bu kadar bütünsel bir çerçeve içinde yaşamadan da, sadece taktiksel hareketlerle başarılı olanlar vardır. Mesela marjinal pek çok sanatçının başarısı, herhangi bir strateji içermez. Biz buna “piyango” diyebiliriz.

Asıl anlaşılmaz olan, ikisinin ortası olan davranış şeklidir. Yani stratejiden bahseden ama bir stratejisi olmayan yaklaşımı kast ediyorum. Bir başka deyişle, stratejinin sulandırılmasından bahsediyorum.

Strateji kavramını sulandıran yaklaşım, onu bozuk para ederek her yerde kullanmaktır. Bugün çoğunlukla, ürün stratejisi, iletişim stratejisi, reklam stratejisi, yaratıcı strateji, dijital strateji, medya stratejisi diyerek, sanki bunlar bir bütünün parçası değil de, her biri kendi başına ayrı amaçlar taşıyormuş gibi yaklaşılıyor. Bu yaklaşımın doğru kabul edilmiş bir yanlış olduğu düşüncesindeyim.

Bu saatten sonra bunu değiştirmenin çok kolay olmadığını bilerek, artık hayatımızın bir parçası haline gelen bu strateji uzantılarını kullanmanın, günlük dilde kullanılan ama doğru olmayan bir yaklaşım olduğunu kısaca şöyle açıklamak isterim. Örneğin çok bilinen ve çok kullanılan “İletişim Stratejisi” kavramını ele alalım. İletişim bir bütün müdür, yoksa bir bütünün çok önemli bir parçası ve bileşeni midir? Ya da “Yaratıcı Strateji” bütünden bağımsız bir kavram mıdır veya bir bütünün bileşeni midir? Bu soruyu ürün, reklam, eğitim gibi pek çok kavram için kendimize sorabiliriz. Tüm dünyada kabul edilmiş bir anlayışa itiraz ettiğimin farkındayım, zira “Communication Strategy”, “Creative Strategy” gibi ifadeler sıklıkla kullanılmaktadır; ama bu anlayışın kabul edilmiş olması, asıl doğrunun orada yattığını göstermez.

Strateji bütünün kendisidir ve içinde pek çok oyun vardır. Bu oyunların oynanış şekline “Oyun Planı” denir. Bu nedenle, “Ürün Planı”, “İletişim Planı” gibi ifadeler, benim inandığım yaklaşıma göre, strateji bütünü içinde daha doğru tanımlamalardır.

Bu tezimi desteklemek için bir örnek vermek isterim. Mesela satrançta, her oyuncu, rakibine karşı kazanmak için stratejisini baştan belirler. Bütünsel bir yaklaşım olduğu için burada stratejiden bahsedebiliriz. Satranç oyuncusu stratejisi işlediği sürece oyun boyunca değişik taktikler ve planlar ortaya koyar. Stratejisi yolunda gitmediği zaman da, önce stratejisinde sonra da oyun planlarında değişiklik yapar. Yani önce stratejisini değerlendirir, değişiklik yapma ya da yapmama alternatiflerini düşünür, ardından da bunu farklı oyun planlarına yani taktiklere yansıtır.

Aynı durum bir marka yöneticisi için de geçerlidir. İşleri yolunda giden marka yöneticisi stratejiye bağlı kalmaya devam eder. İşleri yolunda gitmiyorsa önce bütünsel bakar, stratejisini masaya yatırır ve değerlendirir. Bütünsel bir hata yapmışsa stratejisini yeni baştan kurgular; taktiksel hatalar varsa o alanda ince ayarlar yapar.

Olduğundan büyük gösterilen bir diğer kavram da planlamadır. Planlama, stratejik bir bütünlük çerçevesinde, vizyona hizmet eden taktiklerin, öncelik oluşturarak bir zaman planına oturtulması ve ölçülmesinden başka bir şey değildir. Planlama, stratejik bir bütünlük içinde yapılıyorsa “Stratejik Planlama” olarak adlandırılabilir; ortada bir bütünsel strateji yoksa, kendi içinde bir çabadan öteye geçemez.

Bütünün parçalarına strateji dersek, bütüne ne diyeceğiz? “Genel Strateji” mi? Genel Tıp, Genel Edebiyat, Genel Mühendislik, Genel Hukuk diye bir şey duydunuz mu? Varsa bile bunlar genel bilgilendirme amacı taşıyan niteliktedir.

Bununla beraber, taktiksel alanların, oyun planlarının önünde “stratejik” ifadesinin olmasını son derece doğru buluyorum. Çünkü “İletişim Planı”, önünde “Stratejik” ifadesi ile, bütünsel bir stratejiye bağlı olduğunu göstermektedir ve bu manada “Stratejik İletişim Planı” ifadesi gayet doğru bir kavramdır. “Stratejik İletişim Planı” ifadesinde strateji de, taktik de, planlama da kavramsal olarak yerli yerine oturmaktadır.

Yaratıcılık, planlama, reklam, ürün gibi pek çok güzel şeye strateji sözcüğünü yapıştırmanın, işi stratejik yapacağı garantisi yoktur. Başarının asıl garantörü, işin bütününü görebilmek, bütüne strateji yazabilmek ve bunu işleyen taktiklerle planlayabilmektir.

Bunu başarırsak, “Bi’strateji yazmamız lazım” sözünü duymaktan kurtuluruz.

Not: Bu yazım halklailiskiler.Com sitesinde yayınlanmıştır.