İletişimin ana amaçlarından biri iknadır. Aslında son tahlilde, tek amacının bu olduğu kadar bile iddialı olabiliriz. Hangi konuda mesajı alanı ikna etmek istediğimize bağlı olarak, iletişim disiplininin yapısı da değişkenlik gösterir. Algıda değişiklik, kimlik sistemine yönelik bir mesajın kabul görmesi, tüketiciyi satış noktasına çekmek, paydaşlara yönelik bir mesajın kabulü; ya da kurumun ve markanın varlık sebebini ortaya koymak gibi pek çok farklı amaçla iletişim stratejisi geliştirmek hedeflenebilir.

Bu konuda asıl sorunsal, bu amaçların hepsinin ana amaç olarak görülmesi ve aslında mikro hedeflerin birer makro hedef gibi kabul edilerek çalışılmaya başlanmasıdır. Oysa makro ölçekte, ana hedef, çok iyi bildiğimiz, hatta ilkokulda öğrenilen bir kavramın ta kendisidir. Bu kavram, “Saygı”dan başka bir şey değildir.

Yapılan pek çok çalışma açıkça göstermektedir ki, üst hedef olan saygı oluşturulduktan sonra, alttaki mikro hedeflerin tamamında başarı gelmektedir. Kuruma ve markaya duyulan saygı, marka öz varlığını da, satışları da, tüm paydaşlar düzeyinde itibarı da, pazarlık gücünü de, çalışan tercihlerini de beraberinde etkilemektedir.

Pazarlama ve markalar dünyasından bir an için sıyrılarak, farklı meslek gruplarına bakalım. Hangi meslek grubu olursa olsun, çatıda sağlanması gereken “saygı” oluşturulamadığı sürece ikna süreci tehlikeye girer. İkna sürecinin tehlikeye girmesi de zaman kullanımını, maliyeti ya da ürünün fiyatını olumsuz olarak etkiler. Mühendislik ve tıp gibi en müspet bilim dallarında bile, hizmeti alanda “saygı” oluşturulamamışsa, ikna psikolojisi ters yönde çalışır.

Kendi mil puanlarını artırmak dışında, dinleyene pek katkısı olmayan guruların kafa karıştıran yaklaşımlarından kurtularak bakarsak, saygının ana bileşenlerini ilkokulda öğrendiğimizi görürüz:

  1. Mesleki yeterlilik
  2. Etik konusunda kırmızı çizgiler ve sağlam duruş
  3. Pozitif tutum
  4. Etkili iletişim

Bunlar “Saygı”nın olmazsa olmazlarıdır. Bunları gerçekleştirip, üzerine bir de yeni bir element icat eden olursa, o kişi tarihe geçer.

Tüm bunlar pazarlama ve markalar dünyası için de geçerlidir. Bu nedenle, iletişimde ana performans göstergesi, mesaj alanda oluşturduğumuz saygıdır.

Marka kimlik sistemini, reklamı, basın haberlerini, interaktif sihirbazlıkları, satış noktasında deneyimi, CRM ve benzeri her türlü platformu gerçekleştirmeden önce, şu basit soruyu sormakta fayda var:

Kurumum, markam, ne kadar saygın?

Posted by:HAKAN SENBİR

Marka Danışmanı & Stratejist