Ekran Resmi 2015-10-19 07.51.15Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin en büyük sorunsallarından biri, SES gruplarının tanımlanması sırasında “Orta Sınıf”ın bir bütün olarak ele alınması ve “Nitelikli Orta Sınıf”ın pek çok kaliteli ürün ve hizmetten mahrum kalmasıdır. Bu sorunsalı tam olarak anlamak için öncelikle “Nitelikli Orta Sınıf”ı tanımlamamız gerekmektedir. Bu grup, SES grubu olarak kabaca C1’e denk gelmektedir. Ancak daha psikografik bir tanımlama yapmamız gerekirse, “Nitelikli Orta Sınıf” hayatı yoksulluk seviyesinin üzerinde yönetmeye muktedir olan, iyi eğitimli, kendisinden önceki üç kuşak da kentsel Türkiye içinde yaşamış, kentsel Türkiye’nin sanat aktiviteleri, yurt içi ve yurt dışı seyahat, kitap, bankacılık ürünleri, iletişim hizmetleri, nitelikli internet kullanımı gibi olanaklarından yararlanmak isteyen ve gücü yettiğince yararlanan bir kitledir.
“Nitelikli Orta Sınıf” bu özelliklere sahip olmakla beraber, Türkiye’de pek çok ürün ve hizmetten mahrum bırakılmaktadır. Çünkü premium fiyatlandırma ve hizmetle şımartılmış üst gelir grupları ve bedava kamu hizmetini alan eğitimsiz ve vizyon açısından kendisiyle kıyaslanmayacak orta ve alt gelir grupları arasında sıkışıp kalmıştır. Bu tanımlamayı bir örnek ile açacak olursak, “Nitelikli Orta Sınıf” sağlık hizmetleri alanında, premium fiyatlandırma ve hizmetle şımartılmış; tüm sağlık personelini ve hatta tıp bilimini kendisinin kölesi olarak gören bir hedef kitle ile birlikte ödeme gücü yetmediği için hizmet alamamaktadır. Öte yandan, ödeme gücünün yettiği bedava kamusal sağlık hizmetlerinde, satırla hekimlere saldıran kişilerle beraber hizmet alabilmektedir. Aynı durum sanat aktiviteleri için de geçerlidir. “Nitelikli Orta Sınıf” sanat aktivitelerini izlemek konusunda derin iç görüler taşırken, dünya starlarını ve onların performanslarını dilediklerince görememektedir. Çünkü Türkiye’de sanat aktivitelerinin sadece zenginler tarafından takip edildiğine yönelik son derece pragmatik (!) bir anlayış mevcuttur. Daha açık konuşursak, hazır giyim ve otomotiv sektörü gibi bazı sektörler dışında pazarlama masasında oturanların çok büyük bir bölümü ne yazık ki böyle düşünmekte; ve “Nitelikli Orta Sınıf”ı ayrıştırarak, onlara nitelikli ve ulaşılabilir ürün ve hizmetler sunmak konusunda ekstra bir çaba harcamamaktadır. Peki markalar “Nitelikli Orta Sınıf”ı nasıl ayrıştırabilirler? İşte orada devreye, öncelikle iç görü, ihtiyaç, beklenti okuyabilmek, trend takip etmek, bu eksende ürün ve hizmetler üretmek ve başta doğrudan pazarlama olmak üzere müşteriyi tanıyan CRM hizmetlerini devreye sokmaktır. Ancak segmente ederek yönetme konusunda sıkıntılı olan Türkiye pazarlama dünyası pek çok segmenti göremediği gibi, bu nedenlerden dolayı “Nitelikli Orta Sınıf”ı da kaçırmaktadır.
Oysa, aşağıda aktardığım birkaç parametre ile “Nitelikli Orta Sınıf”ı bulmanın zor olacağını hiç sanmıyorum.
  • İyi eğitimli,
  • Kendisinden önceki üç kuşak da kentsel Türkiye içinde yaşamış,
  • Sanat aktiviteleri,
  • Yurt içi ve yurt dışı seyahat,
  • Kitap,
  • Bankacılık ürünleri,
  • İletişim hizmetleri,
  • Nitelikli internet kullanımı gibi olanaklarından yararlanan C1 SES Grubu.
Başta sağlık ve konut gibi kritik öneme sahip pek çok sektörde “Nitelikli Orta Sınıf”a ürün ve hizmet üretmek için fırsatlar var. Sektörler bu tip ürün ve hizmetleri üretsin, yanlarında ilk olarak bankaları bulacaktır. Zira “Nitelikli Orta Sınıf” medeni bir yaşam anlayışıyla, kredi ödeme konusunda da sadık ve disiplinli bir kitledir. Aslında, “Kurumsal Sosyal Sorumluluk” etkisi bile yaratabilecek bir pazarlama fikrinden bahsediyorum.
Eğer ayrıştırıcı parametreler ve CRM olanaklarıyla “Nitelikli Orta Sınıf”ı bulamıyorsak, bu işi yapmayalım daha iyi.
Not: Bu yazım www.halklailiskiler.com sitesinde yayınlanmıştır.
Posted by:HAKAN SENBİR

Marka Danışmanı & Stratejist