BUSINESSMANKhan Academy, Salman Khan’ın kurduğu online parasız eğitim sistemi… STFA’nın Türkçeye kazandırdığı http://khanacademy.org.tr sitesinde de görüleceği gibi, ilkokuldan üniversiteye kadar pek çok ders videolarla öğrenilebiliyor. Khan Academy, bugünün gençliğinin iç görülerine küreği derin daldırarak ve bilgi ötesi çağın kırılan paradigmalarını dikkate alarak yepyeni bir bakış açısıyla ele alıyor eğitim anlayışını. Üstelik olması gereken çağdaş sosyal devlet anlayışında ücretsiz sunuyor bu hizmeti.
Bu bakış açısıyla, Khan Academy bana Good Will Hunting filminde Matt Damon’un şımarık zengin çocuğuna “sen binlerce dolar veriyorsun bu okula, ama ben aynı bilgiyi halk kütüphanesinde buluyorum” diyerek verdiği dersi hatırlattı.
Khan Academy herkesin öğrenebileceği şekilde bir eğitimi bugünün öğrenme biçimi olan videolarla sunuyor ve bugünün bireysel öğrenme biçimine uygun hareket ediyor. Kimseyi aynı sınıfın içine sokmadan ve herkesin öğrenme biçimini aynı kalıplar içinde değerlendirmeden…
Geleneksel eğitim sistemi yüzünde nice öğrenci heba oldu. Mezuniyet notlarıyla ve test puanlarıyla ölçülen başarının getirdiği kriz daha çözülmeden, yansımalarını iş hayatının içinde gördük. Mezuniyet notları ve test puanlarının hayatın akışıyla ilgili çok fazla bir şey ifade etmediği; yaratıcılık ve girişimcilik gibi asıl başarıyı getiren unsurlarla lineer bir ilişki içinde olmadığını henüz yeni anlıyoruz. Yanılmaya izin vermeyen bu sistemlerin ölüm ilanı belki daha henüz yayınlanmadı ama can çekiştikleri çok açık. Türk Hava Yolları ile yaptığınız yurt dışı uçuşlarda “Ivory Tower” filmini izlemenizi tavsiye ederim. Benim bu filmde gördüğüm, her türlü tozu halının altına süpürülmüş yüksek ücretli okulların velileri borçlandırmaktan başka bir şey ifade etmediğidir.
Salman Khan bunu görenlerden biri. “Kaliteli eğitim gösterişli kampüslere bağlı olmak zorunda değil” diyor. Onun kişisel eseri olan Khan Academy de geleceğin eğitim sisteminin öncül versiyonu. Kişiye özel yaklaşımı ile öğrenmenin saf zevkini yaşayabileceğimiz bir platform. Yavaş öğrenenin yavaş, hızlı öğrenenin hızlı olabileceği bir sistem. Mühim olanın yavaş ya da hızlı öğrenmek değil; öğrendiklerimizi keyifle hayata geçirmenin önemli olduğunu bilen bir sistem. Bir bilginin sadece tek yönlü değil, pek çok farklı bakış açısıyla aktarılabildiği bir ortam. Verdiği mesaj çok açık: Tek bir şeyi bilmelisin: Her şeyi öğrenebilirsin.” Mottosu da harika: “Herkes için sonsuza kadar ücretsiz.”
Khan Academy bugün sadece yenilikçi bir sistem gibi gelebilir ama bundan çok daha fazlası. Eğitim ve onun devamında iş hayatında gelecekte olacak bir devrimin ayak sesleri. Kendi işini kuracak, ya da birinin yanında çalışacaksa bile standart memur gibi çalışmayacak, liderini, patronunu seçecek bir kuşağın eğitim anlayışı. Mezun olunan gösterişli okulların değil; keyifle başarının peşinde koşacak bir kuşağın, Z kuşağının eğitimin sisteminin öncülü. 2004 yılında yazdığım “Z son insan mı?” adlı kitabımda eğitimin e-halinin geleceğe vuracağı damgadan bahsetmiştim. Bence gerçek manada ilk damgayı Khan Academy vurdu.
Peki, iş dünyamız buna ne kadar hazır? İnsan kaynakları bölümleri, patronlar, direktörler kendi çalışanlarına nasıl bir eğitim modelini uygun görüyorlar? Okullarda onlarca farklı insanın bir sınıfa doldurularak aynı anlayışla öğrenmelerini bekleyen sistem can çekişirken, işletmelerde çalışanların işi öğrenmeleri nasıl sağlanıyor? Türkiye burada ne durumda? Acaba dünya düştüğü çukurdan çıkmak için çırpınırken, biz aynı çukura girmek için kendimizi paralıyor olabilir miyiz?
Not: Bu yazım www.halklailiskiler.com sitesinde yayınlanmıştır.
Posted by:HAKAN SENBİR

Marka Danışmanı & Stratejist