Bu yazının başlığında hata yok, eksik bir harf yok. Sadece spora olması gerektiği gibi bakan birine saygı var. Evet, bu yazı, Beşiktaş Futbol Takımı Teknik Direktörü Slaven Biliç’in topluma aktardıklarıyla ilgili. Biliç, yaptıklarını topluma bir şeyler aktarmak için değil, sadece işine saygı duyduğu için yapıyor; ama onun gerçekleştirdiklerinin içine bakarsak, toplumsal bilinç adına görebileceğimiz pek çok güzel şey var.
Özgün bir öyküye sahip olmayan; bağırtı, taşkınlık ve gürültüden geçilmeyen, gerilim dolu dizilerin kanser hücresi gibi ekranları sardığı; öte yandan onlarca muazzam yapımın reyting belasına takılarak hayatımızdan çıktığı; ne olursa olsun kazanmanın sporun tek gayesi olduğu, bu nedenle spora spor olarak bakanların stadyumları birer birer terk ettiği Türkiye’de, Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Biliç’in yaklaşımı toplumsal bilincimizin yerli yerine oturması için önemli bir fırsattır.
Slaven Biliç’in neden bu övgüyü hak ettiğine dair, yazılan, çizilen, söylenen onlarca şey var ama ben doğrudan kendi gördüklerim üzerinden anlatmak isterim. Biliç, kazandığı bir maçın ardından, eski sportif yöneticiye “bu asıl senin başarın” diyebiliyor. Rakip futbolcunun kendisine küfrettiği hatırlatıldığında “bana göre söylediği söz küfür değil” diyerek konuyu yumuşatabiliyor. Sosyal paydaşlarıyla kurduğu ilişki daima pozitif. Futbolun kendi içindeki anlarının yarattığı gerginlik dışında hiçbir gerginlik yaşamıyor. Yüzü gülüyor, pozitif bakıyor. Biliç’in toplumsal bilincimize katkısını anlamak için spor dünyasında yüz tane Biliç olduğunu hayal etmek yeter.
Aşağıdaki linkte paylaştığım video UEFA’nın RESPECT konseptiyle spora yaklaşımını gözler önüne sermektedir. Baştan sona izlemenizi tavsiye ederim. Engelli çocuk mutlu olsun diye ona tuş olan güreşçi mi ararsınız, orada. Hakem görmemesine rağmen eline değen topu söyleyen, ya da kendileri lehine verilen haksız penaltıyı bilerek dışarıya atan futbolcu mu ararsınız, orada. Rakibini tuş etmek üzereyken nefessiz kaldığını görerek bırakan sporcunun vicdan muhasebesi de orada. Attığı top file görevlisine geldikten sonra yanına giderek file görevlisinin yanaklarına bir öpücük koyan tenisçi de orada. Tüm bunların burada da olması için toplumsal bilincin de bu noktaya gelmesi gerek. Aşağıdaki linkte yer alan UEFA videosunda gördüklerimden, şu anda Türk sporunda eser yok. Eğer Türkiye’de sporun paydaşları buna bir çare bulmazlarsa, çok yakın zamanda markalar, spor dallarına sponsor olmayı bırakın, ürünlerini bile spor yapılan (!) noktalarda satmaktan vazgeçerler.
https://www.youtube.com/watch?v=kJBLEPMcX2s
Bu yazımın başlığını “Toplumsal Biliç” olarak atmamım sebebi, şu anda ülkemizde sporda saygınlığın en önemli temsilcisi olarak Slaven Biliç’i görmemdir. Biliç’i okumaya çalışmak, Metin Oktay’ı, Hakkı Baba’yı, Lefter Küçükandonyadis’i tekrar hatırlamak için de bir sıçrama taşıdır.
 
Posted by:HAKAN SENBİR

Marka Danışmanı & Stratejist

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s