TALENT_GUITARBirini tercih etmek zorunda kalsaydınız hangisi tercih ederdiniz? Yetenek mi, eğitim mi, sistem mi? Şüphesiz, gönül hepsini birden istiyor ama ne yazık ki, soru tek seçenekli bir cevabı gerektiriyor. Meslek hayatımda çok sayıda yetenekli insan gördüm. Sunumdan iki saat önce işe gelerek harikalar yaratan art direktörler, yazarlar; tek kalem kıpırdatmadan yüksek sunuş ve söylev yeteneğiyle müşterinin kalbine giren stratejistler, ve daha niceleri. Üstelik bunların pek çoğu da gayet iyi eğitimliydi. Belki belirli bir sistem dahilinde çalışmıyorlardı ama tamamına yakını, yirmili yaşlarında popülerliklerini korumayı başardılar. Hatta çalışma arkadaşlarından müşterilere kadar geniş bir paydaş kitlesi tarafından oldukça cool olarak algılandıkları konusunda bile sizi temin edebilirim. Ancak büyük bölümü otuzlu yaşlarında sistem adamlarının nefesini enselerinde hissettiler ve kırklı yaşlarının başında onlar tarafından geçildiler. Buna paralel olarak, pek çoğu ya sistemli çalışmaya yönelik davranış değişikliğine gittiler ya da kariyerlerinin ilerleyen dönemlerinde ışıltılarını yitirdiler.
EDUCATION_GRADUATEBireysel kariyer bir yana, toplumun kariyeri söz konusu olduğunda da durum pek farklı değildir. Örneğin, aracınızı Teşvikiye Caddesi gibi, toplumun sosyo-ekonomik açıdan en kalburüstü sayılabilecek semtlerinden birine park ettiğinizi düşünün. Bu cadde üzerinde araç kullanan insanların eğitim seviyesi Türkiye’nin diğer pek çok semtine göre daha yüksektir. Ancak yine de, siz cadde üstünde park ettiğiniz yerden geri çıkarken, neredeyse kimse size yol vermez. Ne doktorlar, ne mühendisler, ne profesörler yoldan geçer ama siz yine de İspark görevlisinin yardım etmesine ihtiyaç duyarsınız. Deneyin, size yol veren olursa da, o kişinin aslında çıktığınız park yerini arzulayan biri olduğunu göreceksiniz. Bunca eğitimli insanın parktan geri çıkmaya çalışan birine yol vermemesinin sebebi nedir o zaman? Çok düşünmeye gerek yok! Cevap net: Sistemsizlik. Avrupa’da vasat bir eğitime sahip bir duvar ustası bile parktan geri çıkmaya çalışan birine yol vermesi gerektiğini bilir ve verir. Çünkü sistem bunu gerektirir.
Üstelik size yol vermeyen bu insanlara “nasıl adam oluruz?” diye sorarsanız, size müthiş cevaplar verecek kadar da yetenekli olduklarını görürsünüz. Aziz Nesin “Biz adam olmayız” adlı hikaye kitabında, hapiste entelektüeller koğuşunda iki satır yazmak için çabalayan bir adamın yanına sokulup, ona rahat vermeyen ve onun yazma eylemini bozan, ama bir yandan da sürekli “biz adam olmayız efendim” diye konuşan insanları anlatır. Oysa adamcağız sadece sistematik bir şekilde yazı yazmak istemektedir ama entelektüeller koğuşunda bile bunu gerçekleştiremez.
SYSTEM_RUZGAR_ENERJISIEğer bu kavramlardan tek birine sahip olmayı konuşuyorsak, başarıyı getiren unsur, yetenek ya da eğitim değildir; başarıyı getiren sistemli çalışmaktır. Özetle, vasatın üzerinde bir yetenek ve eğitim seviyesine sahip bir insan, sistemli çalışarak kariyerinde gayet başarılı olabilir. Şüphesiz, bunların üçünü birden barındıran bir kimlik çok daha büyük başarılar elde eder; hatta her üçünde de zirve yapanlara dahi diyoruz. Ülkemizde sistem, ne yazık ki, yok denecek kadar zayıftır. Pek çok meslek dalında bu durum karşımıza çıkıyor. Ajansların pek çoğuna bakın, çalışanların büyük bölümünün işe sabah saat 10’a doğru geldiğini; ve kahvaltısını yapıp, sigarasını içtikten sonra gerçek anlamda işe başlama saatinin en erken 10:30 olduğunu görürsünüz. Dolayısıyla en verimli çalışılabilecek iki saat çoktan yok olur gider. Ardından, bedenen acıkılmasa da, bir zihin rutini olarak 12:30’da yemeğe çıkılır ve mayışmış olarak dönülen bir ortamda 14:00’ten sonra işleri bitirmeye gayret edilir ama nafile… Zira vücut kendi sistemi içinde akşam üzerine doğru dinlenmeye geçer. Ünlü Çinli stratejist Sun Tzu ““Ruhumuz sabahları kuvvetli ve yoğundur, öğlen canlılığını yitirir, akşam ise eve dönmek ister” der. Doğu felsefesine göre, sabahın ilk ışıkları ile yani güneşle beraber uyanmak sağlıklı yaşamın önemli kurallarından biridir. Sun Tzu, bu nedenle insanın kendini en zinde hissettiği zaman olan sabahı, ruhun en kuvvetli ve yoğun olduğu zaman dilimi olarak tanımlamaktadır. Akşam ise bunun tam tersi söz konusudur. Savaş Sanatı kitabı “İnsanlar akşamları çok çalışırlarsa sinirli ve hasta olurlar” der. İş hayatımızın yetenekli ve eğitimli pek çok insanı, bunu gayet iyi bilmelerine rağmen, uygulamazlar. Çünkü asıl eksik olan şey, sistemdir.
Siz insanların gündüz verimli çalışmadığı, gece ise yoğun mesailerin yapıldığı kaç Alman şirketi gördünüz?
Sistemin olmadığı bir ortamda yetenek ve eğitimin yeşermesi mümkün değildir.
* Bu yazım www.halklailiskiler.com sitesindeki köşemde Ağustos ayı yazısı olarak yayınlanmıştır.
 
Posted by:HAKAN SENBİR

Marka Danışmanı & Stratejist

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s