CAKE_WOMANÜçüncü Dalga” adlı kitabında Alvin Toffler, insanlığın sosyal evrimini üçe bölmüştü: Tarım toplumu, Sanayi toplumu ve Sanayi-sonrası toplum. Toffler’in “Üçüncü Dalga” dediği de Sanayi-sonrası toplumdu. Yani içinde bulunduğumuz ve hala kendi içinde evrilmeye devam eden toplum yapısı. Toffler bu üçüncü dalganın içinde üreten bir tüketici (prosumer) tiplemesinin belireceğini öngörmüştü. Toffler’in öngördüğü bu tipleme çoktandır hayatımızda; ve şunu belirtmek isterim ki, “Üreten Tüketici” bugün her zaman olduğundan çok daha önemli bir yerde. Başlangıçta Alvin Toffler’in ortaya attığı “Prosumer” kavramı, tüketen bir üretici tiplemesinden bahsetmekteydi. Yani Toffler kendi ürettiğini tüketen bir üretici-tüketici ilişkisinden bahsediyordu. Toffler tüketici kavramının endüstri devrimi sonrası ortaya çıktığını söylüyor ve post-endüstriyel dönemde ise tüketicinin Prosumer’a evrileceğini öngörüyordu. Aslında kendi ürettiğini tüketen “Prosumer” tiplemesini biz X kuşağı, kendi kekini yapan, kendi evini boyayan bir aile hayatının anlatıldığı “Küçük Ev” ve “Kaynanalar” gibi dizilerden hatırlıyoruz. X kuşağı bu kendi ürettiğini tüketen “üretici-tüketici” tiplemesiyle 70’lerin medyasında karşılaştı: Küçük Ev dizisinde kendi kekini yapan anne Karolin ve her akşam mantı hamuru açan “Kaynanalar” dizisindeki Nuriye Kantar tiplemeleri birer “üretici-tüketici” idi. Dolayısıyla Alvin Toffler’in ortaya attığı “Prosumer” tiplemesi tarım toplumu ve sanayi toplumunun üretici ve tüketici tiplemelerinin bir senteziydi. Konuya bu açıdan bakarsak, yaşadığımız çağ olarak da görebileceğimiz bilgi toplumu ya da post-endüstriyel dönemde bir tarafta üretici, diğer tarafta da tüketicinin olduğu iki kutuplu bir dünya değil, üretici ve tüketicinin yepyeni bir formla iç içe geçtiği bir pazar yapısı ile karşı karşıyayız. Gelinen bu noktada ürün ve hizmetlerin bireyselleşmeye başladığını ve kitlesel tüketimin sonuna gelindiğini görmekteyiz. Artık “üretici yapar, tüketici alır” mantığı bitmiştir. Bundan sonra üretime çok daha interaktif bir şekilde karışan bir tüketici tipiyle karşı karşıyayız. Öte yandan, “Küçük Ev” ve “Kaynanalar” dizilerinden verdiğim örnekler gibi, başlangıçta “tüketen üretici” olarak doğan “prosumer” kavramı artık daha çok “üreten tüketici” anlamında kullanılmaktadır. Bu trendin kendisini ilk gösterdiği zamanlarda P&G gibi bazı firmalar tüketiciyi odak grupları gibi geleneksel yöntemlerle sürecin içine dahil ettiler. Ancak şimdi bu süreç sosyal medyanın etkisiyle daha interaktif olarak yürümektedir. Starbucks örneği bunun en başarılı örneklerinden biridir. Starbucks şirket blogunda tüketicilerine fikir sormakta ve tüketicilerinden gelen fikirleri beğenilme seviyelerine göre sıralamaktadır. Bu bağlamda Starbucks tüketicilerini kendi işini kolaylaştıracak şekilde üretici olarak kullanmaktadır. Starbucks http://mystarbucksidea.force.com adresinde üründen deneyime kadar pek çok alanda tüketicilerin fikir üretmesine olanak tanımakta ve tüketicilerin fikir ürettiği bu platformu herkese online olarak açmaktadır. Bu trend kendisini hazır giyimde de göstermektedir. Özellikle gençleri ilgilendiren kategorilerde tüketiciler hazır giyim firmaların üretim süreçlerine dahil edilmektedir. Tüketicinin istediğini üretebilmek adına işin ideal ürün boyutu bir yana, “Üreten Tüketici” kavramı bir yandan da markanın işlerine dahil olmanın verdiği duygusal derinliği beraberinde getirmekte.
Posted by:HAKAN SENBİR

Marka Danışmanı & Stratejist

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s