Anlattıkları bir yana, beni Seth Godin’in sunum şekli ilgilendiriyor. Bu sabah Turkcell Akademi’deki sunumunda Godin bize her şeyden önce etkili sunumun gücünü gösterdi.
IMG_7988
Godin’in anlattıklarının içinden cımbızla çekip çıkardığım birkaç başlığa değinmek isterim: Öncelikle Godin’in “Mükemmelden İmkansıza / From Perfect to Impossible” mottosuyla aktardığı kavramın altını çizmek gerek. Bunu bir eski plak göstererek aktardı Godin. Plak bir zamanların mükemmel tasarım ürünlerinden biriyken, şu an sadece bit pazarlarını ve koleksiyoncuların dükkanlarını süslüyor. Godin’in “Mükemmelden İmkansıza / From Perfect to Impossible” yaklaşımı bana Marshall McLuhan’ın “Global Köy”de anlattığı şekliyle sektörlerin yerini başka sektörlere hızla terk edişi geldi. Hani şu “Video Killed the radio star” meselesi:) Çünkü artık ürettiğimiz, bulduğumuz, sahip olduğumuz hiçbir ürünün ömrünün garantisi yok. Bugün mükemmel olan her şey aynı zamanda yakın zamanın  imkansız adayı… Godin’in bu yaklaşımını Marketing Türkiye’nin davetlisi olarak sunumu birlikte izlediğim Marketing Türkiye Genel Yayın Yönetmeni, değerli arkadaşım Günseli Özen Ocakoğlu ile de tartıştık. “Mükemmelden İmkansıza / From Perfect to Impossible” gerçekten günümüzün pazarlama sorunsalı.
Godin’in altını çizdiği bir diğer nokta ise, farklılaşma. Bunun önündeki en büyük engellerden birinin “Hizaya girme” olduğunu düşünüyor Godin. “Hizaya girersen, sana saygı duymazlar” sözü ile aktardığı konu, aslında insanın idi, egosu ve süperegosuna kadar giden bir mesele. Bu konuya farklı kaynaklardan da  bakmak gerek. Mesela: http://www.youtube.com/watch?v=adRNxi1MJnI videosunu izlemekte fayda var; ya da birey olma yolunda atılması gereken adımları özetleyen http://www.youtube.com/watch?v=u_pMvCEG8eE videosunu… Birey olmak, farklı olmak, bir yönünüyle hizaya girmemekle ilgili bir şey. Çoğu zaman aşağıdaki kuş kadar bile olamıyor  insan. Ben o kuşu seviyorum. Belki  kedilere olan hayranlığım da bu yüzden. Kedi kendisini seven sahibini bile yeri geldiğinde takmıyor. Yeri geldiğinde ama… Çünkü kendine değer veriyor. Pink Floyd müziği böyle değiştirdi. Eğer o güne kadar ortaya kunan müzik kurallarına uysaydı ne “Welcome to the machine” ne de diğer Floyd parçalarını yazabilirlerdi. Ama onlar resimdeki kuştular. Bu yüzden rock müziği değiştirebildiler ve bir Floydyen etki bıraktılar. Yani biraz Frodyen biraz da Floydyen bakmak işi çözecek gibi. “Welcome to the machine”in sözlerinde de olduğu gibi, anneyi cezalandırmak için bazen bir gitar almak gerekebiliyor:)
IMG_7990
Son olarak, Turkcell Akademi’yi özellikle tebrik etmek isterim. İçerik olarak yaptıkları ve aldıkları ödüller ve takdir ortada ancak “fırsat eşitliği” çerçevesinde Turkcell Akademi’yi dijitalde açması, zamanın ruhuna uygun bir bilgiye demokratik ulaşım örneğidir.
http://www.turkcell.com.tr/akademi/kategori
Sunumun sonunda da gördük ki, kız çocuklarının yarattığı fark çok özel. Sunumun sonunda Seth Godin’e çiçek vermek üzere sahneye gelen küçük Turkcell’li pastanın üzerindeki çilekti:)

IMG_7992

Öte yandan her Turkcell etkinliği bana yıllar öncesinde reklam kariyerimin başlarındaki Turkcell reklamlarını hatırlatıyor:)
https://hakansenbir.wordpress.com/2012/04/23/iste-ilk-turkcell-reklamlari-zaman-su-gibi-akiyor-tam-18-yil-olmus/
https://hakansenbir.wordpress.com/2012/08/23/ilk-turkcell-reklamlari/
Posted by:HAKAN SENBİR

Marka Danışmanı & Stratejist

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s