1 Ocak tarihinin üzerinden 28 gün geçti… Bir kez daha hatırlatmak istedim.
Yeni yılda kilo vermek ya da sigarayı bırakmak pek bilinen arzulardır. Bunlardan birincisi zor iştir; ikincisini bilemem zira sigara içmem. Ama benim Türkiye iş dünyasına 2013 için bunlardan çok daha zor 3 önerim olacak.
1. Kısa yolu terk etmek: Küresel ya da yerel ölçekte markalaşan ve başta tüketici zihni olmak üzere tüm sosyal paydaşlar üzerinde güven inşa eden markaların tamamı uzun bir yola baş koymuştur. Özellikle küresel ölçekte başarılı olanların pek çoğu, yüz yılı aşkın süredir tüm sosyal paydaşlarına yatırım yapmakta ve bunu istikrarla sürdürmektedirler. Yani “İtibar Yönetimi” zaman ve sabır ister. Üstelik itibarını yüksek seviyede sağlamış olan ve beğeninin de ötesine geçerek “sadık” ve “elçi” düzeyinde sosyal paydaşlar oluşturmuş olan markaların hiçbirinde “ben oldum artık” hissini yakalayamazsınız. Hal böyle iken, hiçbir markanın kısa yoldan zirveye çıkmasının mümkün olmadığının altını çizmek gerekir. Oysa ülkemizde zirveye kısa yoldan çıkmayı arzulayan marka sayısı hiç de az değil. Böyle düşünenler bu düşüncelerinden vazgeçmeliler. 2013 bunun için bir başlangıç olabilir. Çünkü markalaştırma maratonunda böyle bir kısa yol yok. Hiç olmadı ve bundan sonra asla olmayacak.
2. Tüm zamanların en şımarık müşterisi olan yeni kuşakları olduğu gibi kabul etmek: Müşteriye sinirlenmek bizde adettendir. Hele şimdi markaların müşteri profilleri içinde öyle acayip yeni kuşaklar var ki, bunlar markaların canını fena yakıyor. Milenyum (1994-2003) ve Z Kuşağı’nın (2003 ve sonrasında doğanlar) yanında, daha masum bir tüketici profili çizse de, markaları yerden yere vurma konusunda sütten çıkmış ak kaşık olmayan Y Kuşağı (1977-1994) diye üç acayip kuşak var artık karşımızda. Sosyal medyayı bir silah gibi elinde tutan bu yeni kuşaklar, markalara olan tapınma duygularını tamamen kaybetmiş durumdalar. Hal böyle olunca, meseleye farklı pencereden bakmak gerekiyor. X Kuşağı’nın (1965-1977) hakim yönetici olduğu iş dünyası, bu durumu kabullenmeye bir yerden başlamalı. Neden 2013 bunun için milat olmasın?
3. Yeni bir şeyler bulmak için biraz gayret etmek: İş karakterimiz “Kopyalama-Üretme” üzerine yapılanmış durumda. “Ben böyle iyiyim” diyenlere söyleyecek bir şeyim yok. Diyetisyenler bile sadece kilo vermek isteyenlere yardımcı olabiliyor ama “Fatih Sultan Mehmet Han oğlu Beyazıt Han Türk standartlarının temelini atmış, ben de yeni bir şeyler yapabilirim; benim de adım gelecekte yenilikçilikle anılsın” diyenler için 2013 iyi bir başlangıç olabilir. Ben böyle bir başlangıç yapanların 2023’te kendilerini daha iyi hissedeceklerine inanıyorum.
Yukarıda saydıklarımın hiçbiri yavaş yavaş, geçişli ve zamana yayılarak yapılacak işler değil. Ya, 1 Ocak sabahı, sigarayı bırakır gibi eski alışkanlıklar terk edilir ve yepyeni bir hayat başlar; ya da aynen eskisi gibi devam eder hayat. İkisinin arası mümkün değil!
*Bu yazı Halklailişkiler.com‘daki Ocak yazımda yayınlanmıştır.
Posted by:HAKAN SENBİR

Marka Danışmanı & Stratejist

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s