MARKETİNG ANADOLU’nun Aralık sayısındaki yazımın konusu “Yaşadığımız çağın şartlarında markalaşma”. Bir öncesi sayıda yazdığım “Çok uzak olmayan geleceğimiz” başlıklı yazıyı aşağıda aynen paylaşıyorum:
Bu yıl yedincisi yapılan “İnteraktif Pazarlama Zirvesi 2012” bir kez daha gösterdi ki, her şeyin inanılmaz bir hızla değiştiği muazzam bir çağdayız. Bu çağ bize büyük bir değişimle gelen yepyeni bir yaşam biçiminin, pazarlama ve pazarlama iletişimini derinden etkilediğini gösteriyor. İşte size birkaç örnek:
1) Bugün bir video blogda yer alan çizgi filmin içinde bir turizm şirketinin reklamı görebiliyoruz. Bu çizgi filmin hedef kitlesi ailece gidilecek bir tatile karar veren bireyler gibi gözükmeyebilir; ama çocuğunun o çizgi filmi video blogda izlemesine izin veren anne ya da baba satın alma konusunda karar vericidir. Dolayısıyla bugün, bir turizm şirketi bu videonun içine banner ya da doğrudan reklam filmi girebiliyor. Bu reklamların hedef kitlesi satın alma kararı veren ebeveynler olduğuna göre, çok yakında internette çizgi filmler içinde banka reklamları da görürsek, şaşmamak gerek.

Screen shot 2012-12-11 at 15.35.55

2) Türkiye’deki internet kullanıcılarının % 90’ı Facebook’ta aktif. Pek çok iş adamı ve yönetici işlerinin yoğunluğu nedeniyle sosyal medyada yer almadıkları için, uzun bir süre sosyal medyanın varlığını hiçe saydılar. Ancak internet kullanıcısı öyle düşünmüyor. Onlar Facebook’u çoktan aştılar ve artık birbirleriyle fotoğraf paylaşım platformu Instagram’dan haberleşiyorlar. Dünyada bunu fark eden pek çok marka Instagram’da yerlerini aldı bile. Bazı markaların Instagram’da onbinlerce takipçisi var. Hatta bu işe önce girenlerin takipçi sayısı yüzbinlere ulaştı. Pek yakında, Marketing Anadolu’nun birkaç sayısından sonra bu rakamların inanılmaz bir hızda artmış olduğunu göreceğiz.
3) Gelelim gençlere… IPZ’in ikinci gününde Youth Republic sunumunda da gördük ki; X Kuşağı (1965-1977) idealist, Y Kuşağı (1977-1994) realist ve Milenyum Kuşağı (1994-2003) ile Z Kuşağı (2003 ve sonrasında doğanlar) materyalist özellikler sergiliyorlar. Bir zamanlar gençlerin markalara olan hayranlıkları çok yüksek düzeyde iken, Milenyum ve Z Kuşakları’ndan oluşan bugünün gençleri ve çocukları “markalar beni takip etsin” kafasında yaşıyorlar. Doğru; çünkü bugün markalar gençleri bloglarındaki yazılarından takip etmeye başladılar bile. Bu gençlerin aralarından önemli bir bölümü neredeyse mini-ünlü (mini celebrity) olarak tanımlanan kişiler.Bu mini-ünlülerin yazdıkları, çizdikleri, attıkları mesajlar ciddi kitleleri harekete geçiriyor. Kişisel bakış açımızla istediğimiz gibi düşünebiliriz ama pazarlama ve pazarlama iletişimi açısından bunda beğenilecek ya da yadırganacak bir şey yok. Bugünün yalın gerçeği budur. Yine İPZ Gençlik 2012’nin bize gösterdiği bir başka gerçek, gençlerin ünlülere verdikleri değerde bir farklılaşma olduğunu göstermekte. Bugün her iki gençten sadece biri ünlüleri idol olarak görebileceğini ifade ediyor. Bu nedenle, kendilerini mini-ünlü olarak hissetme içgörüsünden hareketle, bugün, ünlü-marka-tüketici ilişkisinde eksenin değiştiğini söylemek mümkün. Zira geçmişte ünlüler üzerine yapılan kampanyalar daha hızlı geri dönüş sağlardı. Şimdi artık o kadar çok ünlü var ki! Hiç tanınmamış bir şarkıcının ilk albümü Fizy.Com’dan yayınlandığı anda birkaç gün içinde milyonlarla ifade edilen kitleler o kişiyi tanır hale geliyor.
4) Öte yandan perakende ortamları birer mecra haline geldi. Alışveriş merkezlerindeki artış ve buralarda birbiri ardına açılan büyük metrekareli satış noktaları bu durumu destekliyor. Bu noktalara giren insan sayısı bir televizyon kampanyasında erişilen insan sayısına ulaşmış durumda. Üstelik perakende noktalarına giren insanlar tahminle hesaplanmıyor; buradaki insan sayısı net olarak ifade edilebiliyor.  Hatta alışveriş alışkanlıkları ölçülebiliyor ve takip edilebiliyor. Bugün hala bir televizyon kanalında sizi izleyenleri olsa olsa tahmin edebiliyorsunuz; ama satış noktasında kaç kişi olduğunu biliyor, ne zaman, ne miktarda ve hangi tür alışveriş yaptıklarının raporunu alabiliyorsunuz. Markalaşma adına dükkanın önemi ciddi boyutta arttı.
5) Bir zamanlar lokal medya büyüyor diye konuşulurdu. Artık büyüme söylemleri bitti, araştırmalar bugün lokal bazlı yapılan çalışmalardaki bölgeden bölgeye oluşan farklılıkları bütün açıklığı ile ortaya koyuyor. Lokal Time’ın İnteraktif Pazarlama Zirvesi 2012’de yaptığı sunumda da gördük ki, her bölgeyi kendi karakteristik özellikleri ile ele alan markalar kazanıyor. Gelecekte bizim İstanbul’da haberimiz olmadan hayata geçen kampanyaların sayısı daha da artacak. Bir süre önce “yakın zamanda markaları yönetmeye bir pazarlama müdürü yetmeyecek, çok sayıda bölgesel pazarlama müdürleri göreceğiz” diye bir iddiam olmuştu. Bunun gerçekleşmesini sabırla bekliyorum. Zira lokal pazarlamanın geldiği nokta itibariyle Türkiye pazarlama dünyasının buna fazlasıyla teşne olduğunu düşünüyorum.
Özetle, pazarlamanın ve markalaşmanın ekseni değişti. Bambaşka bir bugünümüz var artık ve daha da başkalaşacak bir yarınımız olacak. Peki buna nasıl hazırlanmalıyız? Gelecekle ilgili her söze inanarak mı, yoksa her şeye şüpheci bir gözlükle bakarak mı? İkisi de değil. Çünkü bu iki bakış açısı da sağlıklı değil. Asıl sağlıklı olan bu iki çukura düşmeden iyi bir sentez yapabilmek. Bunun için birkaç ipucu vermek gerekirse, şunları söyleyebilirim:
-Bir yeniliği sizden önce başkalarının yapmasını beklemek ve gözlemlemek mantıklı bir çözüm değil. Emin olayım derken, treni kaçırabilirsiniz. Denemekten ve tutmadığında geri çekilmekten korkmayın.
-Başarı öyküleri kadar aynı konudaki başarısızlık öykülerini de bulun ve okuyun. Ancak o işten vazgeçmek için değil, tam tersi aynı hataya düşmeden başarmak için.
-Bebek adımları önemlidir. Bebek adımları atarak sonuç elde ettiğiniz yeniliklerin üzerine gidin. Sürdürülebilir bir düzende yapılan işler, gelecekte size “iyi ki o gün yapmışım” dedirtecektir.
-Bir yeniliğin sizin hayatınızda olmaması, tüketicinizin hayatında da yer etmediği anlamına gelmez. Büyük değişikliklerin sizin kuşağınızda olma sıklığı ile bugün olması arasında dağlar kadar fark var.
-Gözlem en iyi araştırma türlerinden biridir ama sadece yakın çevrenizi gözlemleyerek değil, farklı kitlelerin yaşam biçimlerini de inceleyerek değerlendirmeler yapın.
Sonuçta, çok uzak olmayan geleceğimizde hala çalışma hayatının içinde olacağınızı unutmayın. O gelecek geldiğinde, geçmişte (yani bugün) attığınız adımların ve bunun sonucunda elde ettiğiniz öğrenimlerin büyük bir kazanç olduğunu göreceksiniz.
Posted by:HAKAN SENBİR

Marka Danışmanı & Stratejist

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s