Yapı ve Kredi Bankası’nın Ekim ayı sonunda Antalya’da gerçekleştirdiği direktörler toplantısında konuşmacıydım. Konuşmamın özü 2000’li yılların başından beri araştırdığım ve “Z son insan mı?” adı ile kitaplaştırdığım yeni kuşaklar üzerineydi. Z kuşağı çok önemli; zira bu yıl itibariyle 8 yaşına bastılar ancak iş dünyası ve pazarlama açısından asıl önemli kuşak onların anne ve babaları olan “Y kuşağı”… Çünkü bu kuşak ezberin bozulmaya başladığı kuşak. Y kuşağı PC’nin, ardından gelen Milenyum kuşağı internetin ve Z kuşağı da mobil devrimle beraber cihaz patlamasının yaşandığı son derece önemli kuşaklar. Y Kuşağı kendi ardından gelen Milenyum ve Z kuşakları için son derece önemli referans noktası. Bu kuşakların doğdukları yıllara bakalım: Y kuşağı (1977-1994), Milenyum kuşağı (1994-2003), Z kuşağı (2003 ve sonrası)… Bu kuşakların içgörülerine baktığımızda tüm içgörülerin dozunun Z kuşağına doğru arttığını görmekteyiz. Y, Milenyum ve giderek büyüyen Z kuşağı sayesinde toplumu ablukaya alan bu kritik içgörüler ve teknoloji sahnesinde cereyan eden mobil cihaz patlaması gelişmeleri, ezberi bozuyor. Bu konu ile ilgili detaylı bir makaleyi düzenli yazdığım BRANDage dergisinin Aralık sayısında dile getirdim. Ancak Antalya’daki toplantının özüne dönersek, Yapı Kredi Bankası Kurumsal İletişimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı, çok değerli arkadaşım Murat Ermert ile yıllardır konuştuğumuz bir konu olan cihaz devriminin hayatımızı bundan sonra çok daha fazla etkileyeceği açık. Teknolojiyi yakından takip eden insanlarız. Yıllardır gözlemlediğimiz ve konuştuğumuz şudur. Her yeni cihaz var olan alışkanlıkları kökünden değiştiriyor. Bugün insanlar “biz daha fazla içerik paylaşmak istiyoruz” diye bas bas bağırdıkları için twitter, facebook, iphone, Blackberry ya da HTC sahne almadı; bunlar yaratılıp piyasaya sürüldüğü için insanlar daha fazla içerik paylaşmaya başladılar. 1980’li yılların başında nihai tüketici nezdinde yaşanan telsiz devrimini hatırlayalım. O zaman “break, break” diyenler arasında nice evlilikler yaşandı. İnsan sosyal bir varlıktır; sosyalliği artıran her yeni ürün tutar. Bu kadar basit. Şimdi meselenin özü şudur: Bu etki Y, Milenyum ve Z kuşaklarında giderek daha da artacak. Çünkü onların alışkanlık ve beklentileri pazarlamanın dinamiklerini değiştirecek. Yani ezber bozulacak. Bu çağda ayakta kalmanın yegane yolu bu değişime ayak uydurmak. Ayakta kalmak isteyen bütün markalarda zincirin en zayıf halkasının bile standart üstünde güçlü olması gerek. Bu nedenle zaman geçirmeden izlemeye başlamamız gereken kuşağın “Z kuşağı” olduğunu görmemiz gerekiyor. Bu kuşak tam anlamıyla cihaz ve uygulama devriminin ortasında doğdu. Nu yönüyle de kendisinden önce gelen tüm kuşaklardan farklı özelliklere sahip. Onlar için ekrana parmaklarını uzatarak bir görseli çekip uzatmaya çalışmak son derece doğal bir hareket. Üstelik bu hareket ortopedik açıdan genlerine işleyecek kadar da etkili:) Artık Z çağı! Eğer çalışma hayatında en az bir on yıl daha yer alırım diyorsak (ki ben emekli olmayı hiçbir zaman düşünmüyorum), bu çağın dinamiklerini Z’ler üzerinden takip etmek zorundayız.
Posted by:HAKAN SENBİR

Marka Danışmanı & Stratejist

Z’lere yakından bakmanın zamanı geldi de geçiyor.’ için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s