“Şarkılardaki doktorları” yazıları yazarken içimdeki perileri ilk uyandıran şarkı bir türküydü. “Aman doktor, canım kuzum doktor, derdime bir çare” diyen bir İstanbul türküsü. Ama nedendir bilmem, yazma zamanı her geldiğinde aklıma ilk gelen o olmasına rağmen, onu hep erteledim. Başka şarkıları yazdım ama “Aman doktor”a dokunamadım. Onu bilinçaltımdaki salıncağına oturttum, aylarca salındı durdu.
Ama daha fazla yapamayacağım, yazacağım sonunda. Belki de bu beni daha da rahatlatacak. Her yazının sırası geldiğinde “aman doktor” diye mırıldanıp, sonra başka şarkı yazmaktan kurtulacağım. Yıllarca doktorların karşısında bir uzaylı gibi oturmama sebep olan anılarımla tekrar yüzleşeceğim.
Büyükbabam bir doktordu. Torununun da kendi gibi dahiliye mütehassısı olmasını isteyen bir doktor. Birkaç ayda bir, babamla onu ziyarete giderdik. Büyükada’dan vapura biner, Sirkeci’den de dolmuşa. Sonra onun Londra Asfaltı’nı gören balkonunda hep beraber sohbet ederdik. Bana hikayeler anlatırdı.
İlkokulun ortalarına geldiğimde, yavaş yavaş tebabet sohbetleri başladı. Hekimlikten, hekimliğin değerlerinden, zorluklarından bahsederdi. Yine bir gün babamla ona gittiğimizde, elinde bir torbayla salonda belirdi. Torbanın ağzını aşağıya doğru tutarak açmasıyla yere plastik organlar boşaldı. Karaciğer, kalp, akciğer, kollar, bacaklar halının üzerine saçılmıştı. Güldü, “bakalım organlarımızın yerini biliyor musun? Hadi oğlum hepsini bir araya getir” dedi. Şaşırmıştım. Bir süre oraya buraya yayılmış parelere bakakaldım. Yapamadım, iç organlarına, plastik de olsalar elimi süremedim. Parelerden bir insanı bir araya getiremedim. Büyükbabam o gün doktor olamayacağımı anlamıştı.
Babamla ben adaya dönerken vapurun çay ocağının karşısında bir yere oturduk. Büyükbabamı düşündüm. O bir doktordu. İnsanın gerçek pareleriyle ilgilenen bir doktor. Bense plastik parelerden plastik bir insan bile yapamayan bir torun. Vapur Kınalı’ya, hayal kırıklığım da doruklara doğru yaklaşırken, çay ocağının içindeki radyoda bir türkü çalmaya başladı.
Aman doktor canım kuzum doktor
Derdime bir çare
Çaresiz dertlere düştüm
Doktor bana bir çare
Türkünün ardından, Büyükada’ya kadar neden tek parça olmadığımızı düşündüm durdum. Neden karaciğerimiz vardı, niçin kalbimiz ayrı bir organdı? Tek parça olsaydık, yine beynimizin olduğu yerden düşünüyor olamaz mıydık? Yıllar sonra lisede kompozisyon ödevinde “yekpare olmak” diye bir yazı yazdım. Yekpare bir beden, yekpare bir dert, yekpare bir çareden bahseden ve tümüyle iç organlarını yok sayan bir haykırıştı bu. Ciğerimin ayrı, kalbimin ayrı ayrı yandığı değil, yekpare olan bedenimin tek bir acıyı duyduğu ve hocadan tam not aldığım bir yazıydı. Her zaman tek bir acıdan ve her zaman aynı ilaçtan bahseden bir yazı.
Bu anlayış yüzünden yıllarca doktorların önünde bir garip durdum. Her muayeneden sonra içimde olanlardan bahsetmeye başlayan doktorları susturmaya çalıştım. Onlar bana çarelerden bahsederken, ben o çareleri hep sınırlı tuttum. “Aman doktor bana iç organlarımdan bahsetme. İlaçları nasıl alacağımı söyle yeter” dedim. Karnımdaki gaz ultrasonda nasıl gözükür, bilemeden yaşadım yıllarca.
Ne zaman ki, doğuma girmek üzere olan eşim Sevengül’ün dudakları titredi. Ne zaman ki, doğumda karımın yanında olmalıyım dedim. Ne zaman ki, İdil annesinin iç organlarını yarıp kanlı yüzüyle bana güldü. O zaman anladım insanoğlunun ve insankızının neden yekpare olamayacağını. O zaman anladım, dertlerin de çarelerin de çoğul olması gerektiğini.
Candan Erçetin, “Aman doktor”u öyle bir güzel söylüyor ki, sözler aksini iddia etse bile, dertlerin de çarelerin de çok olduğunun farkına varıyoruz. Hayatın hem içimizde hem dışımızda karmakarışık olduğunu ve ne içimiz ne de dışımız için tek çarenin asla yeterli olmadığını anlıyoruz.
Not: Bu yazı Bayer’in Beyaz adlı dergisinde yayınlanmıştır.
Posted by:HAKAN SENBİR

Marka Danışmanı & Stratejist

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s