The Piper at the Gates of Dawn, Pink Floyd’un ilk albümü ve aynı zamanda kurucusu Syd Barrett’ın liderliğinde çıkan tek albümdür. Psychedelic Rock türünün bana göre en önemli örneklerinden biri olan albüm, uzay, bostan korkulukları, cüceler, peri hikayeleri türünden gizemli liriklerden oluşur. Albümdeki şarkıların büyük bölümü Syd Barrett tarafından yazılmıştır. Ancak bu yazının konusu olan “Take Up Thy Stethoscope and Walk” parçasını Roger Waters yazmıştır. Hatta bu parça Waters’ın yazdığı ilk şarkıdır. “Şarkılardaki Doktorlar” yazılarımın ilki de Waters’ın  Pink Floyd dağıldıktan çok sonra yazdığı (1992) “Amused itself to death” üzerineydi. Bu şarkıda Waters “doktor doktor, söyle neyim var,” diye haykırıyordu. Aynı Waters, Floyd’un ilk albümündeki kendi yazdığı ilk şarkı olan “Take Up Thy Stethoscope and Walk”da yine  “doktor doktor” diye haykırıyor. Grubun doktora en fazla ihtiyacı olan üyesinin Roger Waters olduğunu düşündükçe bu haykırışları yadırgamıyorum:)
“Take Up Thy Stethoscope and Walk” Floyd tutkunu olmayanların pek beğeneceği bir parça değildir. Aslında bazı Floyd tutkunları da müzikal açıdan bu şarkıyı pek yeterli bulmaz. Hatta bu yetersizliği bu parçada Syd Barrett’ın katkısının olmamasına bağlarlar. Fakat tarzı itibariyle Psychedelic Rock türü ve sözleriyle Waters’ın ruhundaki yalpalanmaları ortaya koyması açısından ilginçtir. Elbette bu sözleri destekleyen Mason’ın davulla oluşturduğu girdaplar, zaman zaman aynı albümdeki “Interstellar Overdrive”ı andıran gitar pasajları ve ses düzeyindeki iniş çıkışlar ile “Take Up Thy Stethoscope and Walk” insanı tam doktorluk yapan bir parçadır.
Aslında bu yazının konusu şarkının müzikal kalitesi değil, sözlerindeki gizem ve bu sözlerin dünyanın en önemli yaratıcılık gurusu sayılan Edward de Bono’nun Provocative Operation (PO) teorisi ile ilişkisi. Bu teori özünde, bir soruna yönelik yaratıcı bir çözüm ararken, konuyla ilgisi olmayan rastgele sözcükler ve cümleler kurma; ardından bu rasgele sözcük ve cümleleri sıçrama taşı olarak kullanarak yaratıcı çözümler bulma işidir. Aslında bu da biraz Psychedelic bir iştir. Örneğin bir vazo tasarlamak istiyorsanız, PO yöntemiyle çalışırken vazoyla ilgili hiç bir kavramın etrafında dolaşamazsınız. Rastgele sözcükleriniz Kenya, armut, katedral, su samuru ya da Anzer Balı olabilir ama vazoyla ilişkili hiçbir şey olamaz. Çünkü vazoyla ilişkili kavramlar bu teoride düşey düşünmenin eseri olan bilinen ve yaratıcı olmayan unsurları temsil eder. Oysa yatay düşünmenin ortaya çıkardığı rasgele sözcük ve kavramlar yepyeni ve yaratıcı bir vazo tasarımı için ilham kaynağı olabilir. Örneğin üniversitedeki görevim sırasında endüstri tasarımı öğrencileri ile PO yöntemiyle saat tasarlamıştık. Nihai tasarımı ortaya çıkaran rastgele cümle “kimse benim bildiğimi bilmesin” cümlesiydi. Buradan hareketle sadece saatin sahibinin bileceği bir tasarım üzerine yoğunlaştık. Sonuçta ortaya çıkan saat her saat başı değişik renklere dönüşen ve ortasında sadece dijital olarak dakikanın yazdığı bir saatti. Saat sahibinin yapması gereken tek şey, on iki rengin hangi sayılara karşılık geldiğini ezberlemekten başka bir şey değildi.
“Take Up Thy Stethoscope and Walk”un sözlerinin birbiriyle neredeyse hiçbir ilişkisi yok. “Altın madendir” sözünden “ekmek boğazımda kaldı”ya geçen, “yulaf lapası” ve “gulyabani”yi arka arkaya söyleyen Waters’ın zihni bu yönüyle tam bir rastgele sözcük ve cümle havuzu yaratıyor.
Öte yandan, Waters rastgele sözcük ve cümleleri arka arkaya sıralamanın çok da sağlıklı bir iş olmadığının farkında olsa gerek, bir yandan zihnini boşaltıyor, bir yandan doktorlara sesleniyor:
Doktor Doktor, yatıyorum / Doktor Doktor, başım ağrıyor / Doktor Doktor, altın madendir / Doktor Doktor, ekmek boğazımda kaldı / Doktor Doktor, doymadım / Doktor Doktor, altın madendir / Doktor Doktor, İsa kan kaybetti / Doktor Doktor, acı kırmızıdır / Doktor Doktor, karanlık son / Yulaf lapası, gulyabani, yağlı kaşık / Kullanılmış kaşık, haziran çiçek açıyor / Müzik sanki acıyı yatıştıyor / Sanki beyni işliyor / Doktor lütfen karınıza hayatta olduğumu söyleyin / Çiçekler büyüyor / Fark edin onları / Fark edin / Fark edin.
Not: Bu yazım Bayer’in Beyaz adlı dergisinde yayınlanmıştır.

 

Posted by:HAKAN SENBİR

Marka Danışmanı & Stratejist

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s